Tirilye'deki atalarının izini İngiliz arşivlerinde sürdüler

"Söz Konusu Vatansa" kitabının yazarı Erdoğan Bozdemir anlatıyor.

ÖZEL RÖPORTAJ 

2. BÖLÜM

MUDANYA BÜLTENİ - Lozan Mübadilleri Vakfı Mudanya Temsilciliği İcra Kurulu Üyesi  Erdoğan Bozdemir ile röportajımızın ikinci bölümünde kendisinin ailesine ait önemli detaylar bulacaksanız. Aslında Bozdemir ailesinin hikayesi Cumhuriyet sonrası Tirilye tarihine de ışık tutması açısından önem arz ediyor.  

Erdoğan Bozdemir'in ailesi 1909 yılında Makedonya topraklarını terk ederek bir göçmen olarak Mudanya'ya geliyor. Kendisinin anne tarafından dedesi olan Süleyman Başaran ve kardeşi Hüseyin Başaran daha yeni geldikleri ve tanıyıp bilmedikleri topraklarda kısa bir süre sonra askere alınarak cepheden cepheye koşuyor. I. Dünya Savaşı'nın en çileli cephe ve esir kamplarına hayatlarının en güzel yıllarını veren Süleyman Başaran 13 yıl, Hüseyin Başaran 8 yıl askerlik yapıyor. 

Erdoğan Bozdemir, büyük badireler atlattıktan sonra Tirilye'nin sakin limanına demir atan bu iki aile büyüğünün hikayesini "Söz Konusu Vatansa" isimli kitapta topladı. Kitabı kaleme alırken Bozdemir, ailesine ait detaylara sadece Türkiye'de değil, İngiliz Devlet Arşivleri'nden de araştırmış.

Erdoğan Bozdemir, röportajımızın bu bölümünde hem ailesine hem de Tirilye'ye ait önemli bilgiler paylaşıyor.

-Erdoğan Bey, siz mübadil bir aileden geliyorsunuz. Mudanya’ya Trilye’den daha sonradan göçle geldiniz. Bu göçün hikayesini, ailenizin göç hikayesini de anlatır mısınız? Aileniz nereden geldi Mudanya’ya aileniz?

-Annem ve babam Makedonya’nın farklı bölgelerden ama birbirine yakın bölgelerin insanları. Baba tarafım Tikveş dedikleri yerden. Anne tarafım ise Usturumca, şimdiki adıyla Ustrumika denilen bölgeden gelmiş insanlar.

Babam tarafıyla ilgili çok fazla şey maalesef bilemiyorum. Babam zaten burada doğdu, o da Tirilye doğumlu. Babam 1927 doğumluydu. Ailesi 1924 yılında gelmiş. Dedem, yani onu hiç ben de tanımadım, babam da hiç hatırlamıyordu. Babam 1927’de doğmuş. Dedemse 1930’da ölmüş.

-Anne ve babanızın isimleri nelerdi?

-Babam Hüseyin Bozdemir’di. Annemin adı Remziye Bozdemir.

-Siz anneniz Remziye Bozdemir'in aile hikayesini "Söz Konusu Vatansa" isimli kitapta toplandınız değil mi?

-Evet baba tarafımdan gelenler, dedem çok yaşlıymış iki oğlu, iki kızıyla birlikte oradan yola çıkmış. Eşini kaybetmiş orada. Buraya bekar gelmiş. Buradaki babaannemle evlenmiş. Buradaki babaannemin kızıyla, mesela dedemin oğlu evlenmişler.

-Dedenizin ismi neydi?

-Dedemin ismi o da Süleyman. İki dedemin adı da Süleyman. O büyük ihtimalle soyadı almadan öldü Süleyman dedem. Babam hiç hatırlamıyor dedemi, 3 yaşındaymış çünkü. İki amcam vardı. Yani babanın üvey ağabeyleri diyeyim. Onları tanıyorum. Onlar da 1970-80’lere kadar yaşadılar. Yaşlıydılar tabii. Çünkü oradan da yaşlı gelmişlerdi. Onlar da Balkan Savaşı’na ve öncesinde Karadağ Savaşı’na falan katılmış insanlar. Ama hemen hemen hiç Türkçe bilmiyorlardı.

Tirilye’de evvelden sokağa çıktığınız zaman o kadar çok dil duyardınız ki... Giritçe konuşanlar başta... Efendime söyleyeyim, işte bu Makedon dillerini konuşanlar, Sırpça konuşanlar... Çok farklı dil gruplarına ait insanlarla görüşebilirdiniz. Ortak dil tabii ki Türkçe, zaman içinde yarım yamalak da olsa Türkçe konuşuyordu herkes. Baba tarafımın hikayesi böyle. Oraya ait çok fazla tarihsel bilgi yok elimde.

-Erdoğan Bey, kaç kardeşsiniz? Onlar da Tirilye’de mi okudular? Şu anda nerede ne iş yapıyorlar?

-Üç kardeşiz. Üçümüz de ilk ve ortaokulu Tirilye’de okuduk. Benim bir büyüğüm ağabeyim var, bir de kız kardeşim var. Ağabeyim ortaokulu bitirdikten sonra Çanakkale Öğretmen Okulu’na gitti. Çanakkale Öğretmen Okulu’ndan sonra öğretmen oldu ve Kars’a tayini oldu. İki sene kadar Kars’ta öğretmenlik yaptı. O dönemde benim liseyi bitirdiğim döneme denk geldi. Daha sonra biz birlikte Bursa Eğitim Enstitüsü’ne kayıt olduk. Beraber okuduk. Abim şu anda emekli öğretmen, matematik öğretmeni.

Kız kardeşim ise hayatının çizgisine öğretmen olarak başlayacaktı. Ancak o dönemde öğretmen okullarının öğretmen mezun vermesi ile ilgili kanun değişti. Öğretmen okulları dört yıllık oldu. O da Balıkesir'de Savaştepe Öğretmen Okulu’nda okudu. O oradan mezun olduktan sonra İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ni kazandı. O genellikle Bursa Sanayi Bölgesi’ndeki birtakım kuruluşlarda mali işler müdürlüğü yaptı. Şu anda o da benim gibi çok yakın zamanda emekli oldu. Eski bir iktisatçı, eski bir mali işler müdürü olarak hayatını devam ettiriyor. Çok şükür sağlığımız yerinde hepimizin.

İçlerinde belki de en şanslısı bendim. Ben Bursa Eğitim Enstitüsü’nü bitirdikten sonra Mudanya Lisesi’ne geldim. Mudanya Lisesi döneminde 5 yıl kadar öğretmenlik yaptım.

DEDESİNİN HAYATINI KİTAPLAŞTIRDI

-Süleyman dedeniz ve Hüseyin amcanızın hayat hikayesini kitaplaştırdınız...

-Süleyman dedem ve Hüseyin amcam; ama bunlar annemin babası ile amcasıdır. Onlar Makedonya doğumlu. Çok uzun bir askerlik dönemi yaşadı ikisi de. Dedem 13 yıl, amcam 8 yıl kadar askerlik ve esirlik dönemlerinden sonra Tirilye'ye gelip ömür sürdüler. Askerlikleri süresince diyar diyar cephe cephe dolaşmışlar. Sosyolojik ve psikolojik açıdan büyük sorunlar ve travmalar yaşamış insanlardır. Dedem 1979 senesinde öldü, amcam daha 1980'li yıllarda öldü. Her ikisinden de yüzlerce defa dinlediğim hayat hikayelerini notlar aldım.

Annemler 5 kardeşti; teyzelerimden, dayılarımdan aldığımız, onların çocuklarından aldığım notlar haricinde yaptığım araştırmalar da oldu. Kitabı birlikte yazdığım dayımın oğlu Ankara'da TBMM'de görev yapıyor. Türkiye'de devlet arşivlerinde araştırmalar yaptık. Makedonya devlet arşivlerinde ve en önemlisi İngiltere'deki Oxford ve Cambridge arşivlerinde ve İngiliz Devlet Arşivleri'nden bulduğumuz belgelerle bu hikayeyi yazmak nasip oldu. Bizim bile bilmediğimiz birçok şeyi öğrenmiş olduk. Savaş ortamında, esirlik döneminde, kayıt tutmanın pek imkanı yok.

-Dedeleriniz Makedonya'dan buraya göç ediyor...

-Evet Makedonya'nın köylerinden gelen insanlar. Makedonya'nın Ustrumca kasabasının Svidovica köyünden yola çıkmış.

DEDELERİMİZ 1909 MAKEDONYA'DAN MUDANYA'YA GÖÇ ETMİŞLER

-Ne zaman?

-1909 yılında yola çıkmışlar.

-Neden göç ediyorlar?

-Oranın zengin aileleri bunlar. Ancak Sırp ve Bulgar çetelerden gördükleri zulümler nedeniyle; ki aileden de çok sayıda ölü var o dönemde, en sonunda Anadolu'ya göçmeye karar vermişler. Daha henüz mübadele yok.

-Mübadeleden çok önce yani...

-Evet evet mübadele biliyorsunuz 1923-24'te ama dedemlerin oradan yola çıkışı 1908. İkinci Meşrutiyet'in ilanından hemen sonra yola çıkmışlar. 1909'un ilk aylarında ocak veya şubat aylarında Mudanya'ya gelmişler.

-Karayolu ile mi?

-Gemilerle gelmişler. Zor bir gemi yolculuğu sonrası... Onların çok hikayesi var kitap da anlatıyoruz.

-Siz dedenizi ve amcanızı görebildiniz. Ve onlardan dinledikleriniz de var kitabın içerisinde.

-Evet. Dedem 1891 doğumlu, amcam ise 1897. Dedem Mudanya'ya geldiğinde 17-18'ine yeni basmış. Askere alınır düşüncesi ile ailesi soyu devam etsin düşüncesiyle onu evlendirmiş. Bugün olsa mesela çocuk askere alınacaksa ne olur ne olmaz, hele böyle savaş ortamında 'Sonra çoluğu çocuğu babasız yetim kalır, eşi dul kalır" diye evlendirilmez. Ama o dönemde bu tam tersine, "soyu devam etsin" şeklinde bir zihniyet olduğu için dedemi yeni evlendirmişler.

-Ve Süleyman dedeniz askere alınıyor.

-Evet ve orada çok önemli bir şey de var. Biliyorsunuz İkinci Mahmut döneminde Yeniçeriler, Yeniçeri Ocağı kaldırılmış. Sonra Yeniçeri Ocağı'nın yerine redif taburları oluşturulmaya başlanmış. Redif taburlarına köy köy gezilip 14-15 yaşına gelen çocuklar tespit edilip hazır asker yazılırmış. Hani "Hey Onbeşli Onbeşli" türküsü biraz da oradan geliyor. Dedem o dönemde hazır asker. Amcam daha küçük, yani 11 yaşında olduğu için onu yazılmamış.

Dedemler buraya geldiği dönem İkinci Meşrutiyet. Ve İstanbul'da 31 Mart Vakası patlak vermiş. Mudanya'da konuşlu askerler 31 Mart isyanını bastırmak için İstanbul'a gönderilmiş. Burada çok az sayıda jandarma benzeri iç güvenliği sağlayacak kadar asker kalmış. Ama bir yandan da göçmenleri taşıyan gemiler geliyor. O gemilerden inen insanları kaydediyorlar. Bu kayıtlarda dedem de o dönemde 1.90 boyunda, 100 kilo ağırlığında yani tam hazır asker olabilecek birisi.  Onu kaydetmişler. Kardeşi de aslında yaşı küçük olmasına rağmen iri yarı bir çocuk. O da "İlla beni de alın askere" falan çok şey ısrar etmiş ama onu almamışlar.

-Babam uzun süre başka bir kurumda çalıştı. Sonra 1967'den itibaren zeytin ticareti yapmaya başladı. Zeytin ve yağ ticareti yapıyordu. O dönemlerde Süleyman dedem sağdı tabii ki. Onlarda ziraat ile uğraşan, hayvancılıkla uğraşan insanlardandı. Öyle çok büyük hayvanları yoktu. Birkaç ineği vardı. İşte süt satardı, yoğurt satardı. Çok çalışkan insanlardı. Hiç durmayan, haldır haldır çalışan insanlardı. Arazileri de vardı. 1924 mübadelesinden sonra devletin verdiği araziler, sonra kendilerinin de satın aldığı yerler vardı. Ama bu insanlar Makedonya'da çok büyük varlıklara sahip insanlar olduğunu unutmamalı. Dedem ayrıca Tirilye'de buğday da ekerdi. Buğday ekmek Tirilye'de çok fazla olan şey değildi. Birkaç aile vardı böyle buğday eken...

-Hangi bölgede ekerdi?

-Tirilye'ye uzak mesafelerde, Yalıçiftlik köyünün altındaki arazilerde dedemin yerleri vardı. Orada buğday ekerdi. Mesela düven deriz ya işte o düvene yani dedemin kullandığı düvene binmişliğim vardır.

- Traktörleri var mıydı?

-Dedemin traktörü yoktu. Atı vardı.

- Tirilye'de var mıydı traktör o zaman?

-Bizim çocukluğumuzda Tirilye'de bir iki kişi de vardı. Zaten Tirilye'nin arazisi de traktörle tarıma çok uygun değildi. Genelde bizim arazilerimiz yamaç arazilerdir.

-Tirilye'de eviniz neredeydi, hangi mahalledeydi?

-Bizim evimizi babam 1963 senesinde satın almış. Tirilye'ye girerken birinci değil ikinci ev.

- Hala sizin eviniz mi?

-Hala bizim evimiz, kız kardeşime verdik biz onu.

- Nasıl bir evdi? Ahşap, bir Rum evi miydi?

-Şöyle, 1960 İhtilali'nden evvel Bursalı zenginlerin yaptırdığı evlermiş bunlar. Eski tip ahşap evlerden değil. Bunlar betonarme, yığma tuğla dediğimiz evlerdi. Daha modern evlerdi.  Altı yedi tane ev hala duruyor. Dedeminki ahşap evdi. Ben 1957'de doğduğum zaman ahşap bir evde doğdum.

-Siz hangi ev de doğdunuz?

-Tirilye'nin tam ortasında, Sofalı Çeşme dedikleri bir yer vardır. Sofalı Çeşme'nin hemen arkasındaki evlerden birinde doğdum. Beş altı yaşına kadar oradaydık. O dönemlerde babaannem sağdı. Babaanneme biz bakıyorduk, annem baktı rahmetliye. Geçimini iyi sağlayan ailelerdik

Habere 0 Yorum Yapılmış

Habere Yorum Yap

Tirilye'deki atalarının izini İngiliz arşivlerinde sürdüler

"Söz Konusu Vatansa" kitabının yazarı Erdoğan Bozdemir anlatıyor.

Taş Mektep Hafıza kapılarını açtı

Geçmişe yolculuğun yeni başkenti: Tirilye

"Tirilye'nin tarihi milattan önceye dayansa da çok yeni bir kasabaydı"

Lozan Mübadilleri Vakfı Mudanya Temsilciliği İcra Kurulu Üyesi Erdoğan Bozdemir:

© habermudanya. Tüm Hakları Saklıdır. Haberlerimiz Kaynak Gösterilerek Kullanılabilir